Geçen gün, sabahın köründe yorgun bir şekilde koltuğa uzandım
Uyandığımda çoktan öğlen olmuş geçiyordu bile...
sonra birden içimde birşeylerin değişmiş olduğunu farkettim,
bir gün önceki akşamın,
o puslu,
dumanlardan gözgözü görmediği,
ışıklarla, renklerle dolu olduğu akşamda..
gördüklerimden dolayı kanadığım..
ve buna inat, kanamayı durdurmak veya daha da kanatmak istercesine dans ettiğim
o akşamki yılgınlığımdan hiçbirşey kalmamıştı...
sanki biri sihir değnekle dokunmuş, yaramı iyileştirmişti...
hiçbir şey hissetmiyordum
sadece nefret o da biraz, çok da değil
ve açıkcası biraz garez...
canım yanmıyordu artık...
sanki hiç olmamış gibi
o anda anladım
değersiz olduğunu
geçmişe bir özlem, geri çağırış olduğunu
ve o kadar rahatladım ki...
koca bir yük kalktı üstümden
geçmişim geldi aklıma
gülümsedim...
hayır, son bir iki aydır yaşananlar değil
onlar sanki silinmiş gibiydiler artık
silik silik biraz anı...
şimdi o kadar hafifim ki,
gözümün önündeki perde kalktı sanki
gerçekten bu bir uyanış
hayatıma geri döndüm
bir süredir geri dönmeye çalışıyordum ama
ulaşamıyordum...
işte şimdi küllerimden doğdum...
ve dönüşüm muhteşem olacak...
SON
16 Mart 2009 Pazartesi
12 Mart 2009 Perşembe
Fısıltı
sessizlik..
bunu sadece winampta çalan "May it be" şarkısı bozuyor.. bir de klavye tuşlarının sesi..
içim acıyor bazen
hem de çok..
gördükçe içim acıyor bazen,
bazen...
nefes alamıyorum
kalbim hem manevi hem de maddi olarak acıyor
nasıl geçireceğimi bilmeden dolanmaya başlıyorum..
ah neden neden diyorum
anlaşılmaz fısıltılar duyuyorum sadece içimden
bazen ama bazen oluyor
artık...
diyorum eskilere mi dönsem,
kabul ederse geçmişim
daha iyiydi sanki
istemeden karşılaştırıyorum
ne fark var
ben kapalı kutu, o masumluğun simgesi mi yoksa açık temiz saf mı?
ben öyle değil miyim?
neden böyleyim peki?
neden olmuyor?
neden
neden
neden
hayır kadere sığınmam bu defa
acılar geçiyo gibi sanki
gördükçe acıyor
ama gördükçe de azalıyor
nedeni budur
onu aramamın, karşılaşmamın
ben böyle iyileşiyorum
gerçekleri görerek
"o layık değilmiş sana"
"seni kaybetmiş"
etrafımda bu cümleler
inanmak isterdim
ama inanmıyorum ne yazık ki
bıktım bu kısa döngünün içinde bulunmaktan
filmi başa sardım yine
yine ve yine
bazıları mutlu oldular
ben yine filmi başa sardım
aynı yerdeyim
sandığın içinde daha çok anı , acı ve kırgınlıkla
bu kalp nasıl dayanıyor bu kadar acıya anlamıyorum
nasıl yani
çoktan tuzla buz olması lazımdı bence
nasıl bu kadar güçlü olabiliyor?
bir yerde okudum
güçlü kadınlar bu konularda hep başarısız olurmuş
neden peki
o kadar şeye göğüs gerip o kadar şeyle başetmenin bir getirisi olmalı bence
birşey kazanmalıyız
neden istemiyorsunuz güçlü kadınları?
söyleyin bakalım
yanınızda sizden daha güçlü bir insan olması mı sizi rahatsız ediyor
ya da onu kolayca yere seremeyeceğinizi bilmek mi
ya da ona güçlü görünmeyeceğinizi bilmek, ezilmek korkusu mu?
neden?
allah aşkına söyleyin
Sabrımın sınırındayım bu aralar
kırmak istiyorum bu zincirleri
ama her deneyişte yere yığılıyorum
sonra kalkıp tekrar başlıyorum
bir kere başarabilsem,
bir kere...
hayatıma mutluluğuma bana gareziniz mi var anlamıyorum ki
bak yine acıyor kalbim
off off
geri gelse tekrar başlasak diyorum bu anlarda
ama geçince acı vazgeçiyorum
defolu gibisin artık
bi yerde bi eksiklik var
kaybettin güvenimi artık
ne olsa da tamamen kazanamam zaten
aslında güven yoktu sana karşı içimde
güvenmek istiyordum ama şüpheler engelledi
ki zaten doğru çıktı düşündüklerim, kısmi olarak
bi daha güvenemeyi deneyemem bu nedenle
o nedenle geri gelme olayını çıkarttım attım kafamdan...
kanatsam, deli gibi kanasa kalbim sonra geçse, düzelse istiyorum
ya da bıraksam bu hayat oyununu bikaç kesikle
game over yazsam koluma
o zaman kurtulurdum kısa döngüden...
off offf neden neden
içim sıkılıyor her düşündüğümde
bi de bilge kişi gibi konuşmuyo musun
daha da küçülüyosun
bilmiyorsun bildiğini sanıyorsun
ya da bilmiyorsun ve ben senin bilmediklerini biliyorum
her neyse
son deme vakti gelmiş geçer bile..
kötü bir son oldu ama yine de
SON
bunu sadece winampta çalan "May it be" şarkısı bozuyor.. bir de klavye tuşlarının sesi..
içim acıyor bazen
hem de çok..
gördükçe içim acıyor bazen,
bazen...
nefes alamıyorum
kalbim hem manevi hem de maddi olarak acıyor
nasıl geçireceğimi bilmeden dolanmaya başlıyorum..
ah neden neden diyorum
anlaşılmaz fısıltılar duyuyorum sadece içimden
bazen ama bazen oluyor
artık...
diyorum eskilere mi dönsem,
kabul ederse geçmişim
daha iyiydi sanki
istemeden karşılaştırıyorum
ne fark var
ben kapalı kutu, o masumluğun simgesi mi yoksa açık temiz saf mı?
ben öyle değil miyim?
neden böyleyim peki?
neden olmuyor?
neden
neden
neden
hayır kadere sığınmam bu defa
acılar geçiyo gibi sanki
gördükçe acıyor
ama gördükçe de azalıyor
nedeni budur
onu aramamın, karşılaşmamın
ben böyle iyileşiyorum
gerçekleri görerek
"o layık değilmiş sana"
"seni kaybetmiş"
etrafımda bu cümleler
inanmak isterdim
ama inanmıyorum ne yazık ki
bıktım bu kısa döngünün içinde bulunmaktan
filmi başa sardım yine
yine ve yine
bazıları mutlu oldular
ben yine filmi başa sardım
aynı yerdeyim
sandığın içinde daha çok anı , acı ve kırgınlıkla
bu kalp nasıl dayanıyor bu kadar acıya anlamıyorum
nasıl yani
çoktan tuzla buz olması lazımdı bence
nasıl bu kadar güçlü olabiliyor?
bir yerde okudum
güçlü kadınlar bu konularda hep başarısız olurmuş
neden peki
o kadar şeye göğüs gerip o kadar şeyle başetmenin bir getirisi olmalı bence
birşey kazanmalıyız
neden istemiyorsunuz güçlü kadınları?
söyleyin bakalım
yanınızda sizden daha güçlü bir insan olması mı sizi rahatsız ediyor
ya da onu kolayca yere seremeyeceğinizi bilmek mi
ya da ona güçlü görünmeyeceğinizi bilmek, ezilmek korkusu mu?
neden?
allah aşkına söyleyin
Sabrımın sınırındayım bu aralar
kırmak istiyorum bu zincirleri
ama her deneyişte yere yığılıyorum
sonra kalkıp tekrar başlıyorum
bir kere başarabilsem,
bir kere...
hayatıma mutluluğuma bana gareziniz mi var anlamıyorum ki
bak yine acıyor kalbim
off off
geri gelse tekrar başlasak diyorum bu anlarda
ama geçince acı vazgeçiyorum
defolu gibisin artık
bi yerde bi eksiklik var
kaybettin güvenimi artık
ne olsa da tamamen kazanamam zaten
aslında güven yoktu sana karşı içimde
güvenmek istiyordum ama şüpheler engelledi
ki zaten doğru çıktı düşündüklerim, kısmi olarak
bi daha güvenemeyi deneyemem bu nedenle
o nedenle geri gelme olayını çıkarttım attım kafamdan...
kanatsam, deli gibi kanasa kalbim sonra geçse, düzelse istiyorum
ya da bıraksam bu hayat oyununu bikaç kesikle
game over yazsam koluma
o zaman kurtulurdum kısa döngüden...
off offf neden neden
içim sıkılıyor her düşündüğümde
bi de bilge kişi gibi konuşmuyo musun
daha da küçülüyosun
bilmiyorsun bildiğini sanıyorsun
ya da bilmiyorsun ve ben senin bilmediklerini biliyorum
her neyse
son deme vakti gelmiş geçer bile..
kötü bir son oldu ama yine de
SON
1 Mart 2009 Pazar
Kaçış, güven ve yeni bir nefes
dün eğlence dünyasına kısa süreliğine girip çıktım
yeni yüzler tanıdım
hem yabancı, hem de değildim...
Hayata geri dönmek için,
yaşadığımı nefes aldığımı hissetmek için
yarattığım dünyadan uyanmak için
içinde bulunduğum kasvetli, bulanık, acı ve yalan kokan ortamdan kaçmak için..
ve sevdanın yükünü omuzlarımdan atmak için, aşk kırıntılarını silkelemek için
ve sanırım başardım :)
tanımadığım yabancının yanına gittim
tanıyormuşcasına
güvendim ona, tanımadan hem de
neden mi?
eskiden tanıdığımı sanarak güvendiğim insanı,
aslında hiç tanımamış olduğumu öğrendim
dengelemek için de hiç tanımadığım insana güvendim
ve şunu gördüm ki,
yani bildiğime canlı canlı tanık oldum
hiç tanımadığın birine güvenmek,
tanıdığını sandığın insana güvenmekten çok çok daha iyi...
en azından güveninizi sarsacak bir şey yaptığında
bilinmezlik duygusunun arkasına saklanabiliyorsun,
öbür türlü
eğer tanıyorsan, ah işte o zaman,
sorgulamalar ve oluşan boşluklar arasında sıkışıp kalıyorsunuz..
2. kısım deneyimle sabittir...
ve hiç bir suçluluk duygusu olmaz eğer tanımazsan...
tanımayın derim ben
ya da tanıdığınızı sanmayın
hem de hiç!
(Not: Teşekkür ederim güvenimi boşa çıkarmayan şahıs, eğer duyuyorsan.. binlerce teşekkür...)
yeni yüzler tanıdım
hem yabancı, hem de değildim...
Hayata geri dönmek için,
yaşadığımı nefes aldığımı hissetmek için
yarattığım dünyadan uyanmak için
içinde bulunduğum kasvetli, bulanık, acı ve yalan kokan ortamdan kaçmak için..
ve sevdanın yükünü omuzlarımdan atmak için, aşk kırıntılarını silkelemek için
ve sanırım başardım :)
tanımadığım yabancının yanına gittim
tanıyormuşcasına
güvendim ona, tanımadan hem de
neden mi?
eskiden tanıdığımı sanarak güvendiğim insanı,
aslında hiç tanımamış olduğumu öğrendim
dengelemek için de hiç tanımadığım insana güvendim
ve şunu gördüm ki,
yani bildiğime canlı canlı tanık oldum
hiç tanımadığın birine güvenmek,
tanıdığını sandığın insana güvenmekten çok çok daha iyi...
en azından güveninizi sarsacak bir şey yaptığında
bilinmezlik duygusunun arkasına saklanabiliyorsun,
öbür türlü
eğer tanıyorsan, ah işte o zaman,
sorgulamalar ve oluşan boşluklar arasında sıkışıp kalıyorsunuz..
2. kısım deneyimle sabittir...
ve hiç bir suçluluk duygusu olmaz eğer tanımazsan...
tanımayın derim ben
ya da tanıdığınızı sanmayın
hem de hiç!
(Not: Teşekkür ederim güvenimi boşa çıkarmayan şahıs, eğer duyuyorsan.. binlerce teşekkür...)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
